28 Haziran 2017
Cumartesi, 17 Haziran 2017 12:16

17 Kızıl karanfilin anısına!

Bu bilinçle mücadeleyi geliştirmek ve yaygınlaştırmak için anın görev ve sorumlulukları yerine getirmeliyiz. Sözün özü 17’ler, düşmanın stratejik saldırısının bir parçası olarak katledildiler ancak asla yenilmediler, aksine ideolojik ve stratejik açıdan Mercan’da gülümseyerek zafer muştucusu olarak ölümsüzleştiler. Sosyalizm ve komünizm mücadelesinde ve bütün kavga alanlarında sağlam ve yeşermeye hazır tohumlar olarak yaşıyor, yaşayacaklar. 17'ler ölmedi! Onlar stratejik olarak yenilmez bir davanın yaşamı yeniden yaratan sökülemez kökleridir. Bedenlerimiz düşman tarafından katledilmiş olabilir. Ama davamız asla

HABER MERKEZİ(17.06.2017)- Türk hâkim sınıfları ve somuttaki Erdoğan/AKP iktidarının değişik millet, milliyet ve inanç kesimlerinden ezilen-sömürülen tüm Türkiye-Kuzey Kürdistan halklarına karşı topyekûn savaş saldırganlığı altında azgınca yürüttüğü faşist saldırılar ve özellikle de Kürt ulusu şahsında yürüttüğü soykırımcı vahşi katliamlar karşısında, 17’lerin Komünist kararlılığını kuşanarak devrimci savaşa sarılmak ertelenemez görev ve sorumluluktur. Bütün diğer aylar gibi Haziran ayı da nice direniş ve mücadelelerle onlarca şehitler verilerek özgünlükler içerisinde tarihimize kanla yazılmıştır. Bu kapsamda tarihimizin çeşitli kesitlerinde Haziran ayı içerisindeki tüm şehitlerimizi devrim, sosyalizm ve komünizme olan inancımızla anarken devrimci anılarının önünde bir kere daha saygıyla eğiliyoruz. Ancak onlara dair sözümüz ve davamız bitmedi, sürüyor ve sürecek de. Bu anlamda 17’ler, tarihimizde bilimsel ideolojimizin daha da ileri bir seviyede kavranması ve  bütünlüklü ele alınıp değerlendirilmesinde önemli nitel bir atılımdır. Türkiye-Kuzey Kürdistan komünist hareketinin geçmiş tarihsel süreçlerinden süzülüp gelen 15’ler, 9’lar, 10’lar, 11’ler, 13’ler ve 17’ler, Türkiye- Kuzey Kürdistan`da sınıf bilinçli proletarya ve çeşitli milliyetlerden halkların sosyalizm ve komünizm mücadelesinin baş eğmez önderleri olarak kanlarıyla yazılan tarihimizde onurlu yerlerini almışlardır.


17’ler İbrahim’den Cafer’e ve bugünlere uzanan tarihimizin nesnel gerçekliği, bilimsel tutumda ısrardır. Onlar tarihsel ve diyalektik materyalist yöntem ile devrimimizin sorunlarına yaklaşımdaki ısrarları sonucu biz ardıllarına zengin deneyimler bırakarak ölümsüzleştiler. 17’ler MLM’nin yaşayan canlı ruhu olan somut koşulların somut tahlili ilkesinde ısrar ederek her bir meselede güncellemeye giderek ilerleme kararlılığını ortaya koymuştur. Kuşkusuz ki bugünlere öylesine kolay gelinmedi, gelinemezdi de. Tarihimizin nitel olarak ilerletilmesinde Vartinik’ten Mercan’a dalgalandırılarak bayraklaşan 17’ler, sosyalizm ve komünizm bayrağının daha da yükseklere çekilmesidir. 17’ler, burjuva medeniyetçi paradigmanın ve onun her türlü resmi düşünce, tarih, çizgi ve yöneliminden koparak ezilen ve sömürülenlerin devrimci komünist özüne ve ruhuna sarılarak devrimci komünist bilinçle sınıflar mücadelesine doğru ve bilimsel, teorik pratik politikalarımızla müdahil olarak sosyalizm ve komünizme varana dek sürdürme kararlılığıdır. Vartinik’ten Mercan’a, ideolojik, politik, örgütsel ve askeri olarak Türkiye-Kuzey Kürdistan halk kitlelerine sınıfsız ve sömürüsüz komünist topluma kilitlen ve bizzat kendi savaşı ve kurtuluşun için sosyalist halk savaşına katıl çağrısıdır.

 17’leri anmak; şehitlerimizin mezar taşlarını devrik bırakmayarak Kulaksız yüzbaşı ve Fehmi Altınbilek gibi tarihsel olarak hak ettiği cezayı vermek ve her alanda radikal-militan devrimci bir duruş sergileyerek devrim, sosyalizm ve komünizm için silahlı mücadeleyi geliştirmektir. Şehitlerimize bağlılık yemini olarak Kızıldere’den Vartinik’e ve Mercan’a bu davanın bitmediği ve bitirilemeyeceğini yaşam pratiğiyle gösterdi.  Onlarca gözaltı ve tutuklamalar, kanlı operasyonlar ve ölümsüzleşenlerimiz karşısında eli kanlı düşmanlar onları bitiremedi ve bitiremeyecek de. 17’ler kavgamızın tüm siperlerinde yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor ve aynı zamanda bizlere ertelenemez önemli görevler yüklüyor. Bu bilinçle mücadeleyi geliştirmek ve yaygınlaştırmak için anın görev ve sorumlulukları yerine getirmeliyiz. Sözün özü 17’ler, düşmanın stratejik saldırısının bir parçası olarak katledildiler ancak asla yenilmediler, aksine ideolojik ve stratejik açıdan Mercan’da gülümseyerek zafer muştucusu olarak ölümsüzleştiler. Sosyalizm ve komünizm mücadelesinde ve bütün kavga alanlarında sağlam ve yeşermeye hazır tohumlar olarak yaşıyor, yaşayacaklar. 17'ler ölmedi! Onlar stratejik olarak yenilmez bir davanın yaşamı yeniden yaratan sökülemez kökleridir. Bedenlerimiz düşman tarafından katledilmiş olabilir. Ama davamız asla.

Onları tanıyorduk. 12 Eylül zindanlarından, Diyarbakır zindanında adıyla cisimleşen direnişinden tanıyorduk Cafer’i…”Bu resimlere iyi bakın” diyen sesi hala kulaklarımızda Aydın’ın. Yel Dağı, Bayrampaşa, İstanbul’un tozlu gecekondu yolları… Dersim’in köylüleri iyi bilirdi Ökkeş’i…El kapılarında hayat kurmaya çalışan gurbetçiler, göçmenler, mülteciler tanır Ares’i, Tokat Almus dağları Serdar’ı iyi tanır. Cemal Çakmak´ı Karadeniz Artvin dağları iyi tanır. Onları tanıyordu işçiler, köylüler, emekçiler… Yaşamın her alanında aşkla, inançla yeni bir kültürü, yeni insanı, direnişi, emperyalist-kapitalist sömürü düzenine karşı; sosyalist devrim için, kesintisiz savaşı birlikte ördüğümüz dostlarımız, yoldaşlarımızdılar.

Bu nedenle katledildiler. Emperyalist-kapitalist efendilerin sadık uşağı faşist Türk devleti onları katlederek umudun, direnişin sesini susturmak istedi. 94  yıllık ‘TC’ tarihi başından beri katliamlar, komplolarla ezilenlerin direnişini bastırma tarihidir. 17 Haziran 2005 de bu suçlarına bir yenisini eklemiştir. Lakin unuttukları bir nokta var ki Türkiye-Kuzey Kürdistan toprakları her katliamın ardından bağrında yeni isyanlar, isyancılar yetiştiren vefalı topraklardır. Herkesin insan gibi yaşayabileceği bir dünya. Bu istek yüzünden işkenceler görmüş, mahpus düşmüş, yıllarca hapis yatmıştılar. Bu istek yüzünden elde silah dağa çıkmışlardı. Ve bu istek yüzünden katledilen binlerce insan gibi vahşice katledildiler. 17 yürektiler, 17 ırmak, 17 nehir, 17 deniz, 17 okyanus ve 17 isyandı halaya duran. Toprak utandı güneş utandı ve ay utandı akan 17 kızıl kandan. Selam olsun apaydınlık günlere çekiçle direngenliğe yürüyenlere. Selam olsun halk için ölenlere

17’lerin ölümsüzlüklerinin 12. yılında ve onların anıları önünde saygıyla eğilirken, onlar şahsında tüm dünya ve ülkemizde, özelde de Kuzey Kürdistan ulusal kurtuluş direnişinde ölümsüzleşenleri saygıyla anıyoruz.

17’ler ölümsüzdür!

 Bir Halkın Günlüğü okuru